|
Çanakkale'yi dün geçemediler bugün de geçemezler
Tülay HERGÜNLÜ
1911 Trablusgarp, 1913 Bakan yenilgileri Büyük Osmanlı'yı yormuştu. Batı'nın tabiriyle "hasta adam" yorgundu, bitmişti. Ümitlerini ve pek çok toprağını kaybetmişti.
1871 - 1914 Yılları arasındaki siyasî ve diplomatik gelişmeler 1.Dünya Savaşı'na neden olmuştur.
1871-1890 Avrupa'da Alman üstünlüğü, 1890-1914 Almanya'da Bismarc'ın başbakanlıktan ayrılması ile dış politikanın II. Wilhelm'in eline geçmesi ve Almanya'nın Avrupa'daki üstünlüğünün sona ermesi neticesinde dengelerin değişmesi, 1904-1914 yıllarında ittifak devletleri ve itilâf devletleri olarak iki blok olarak bölünen Avrupa'da çatışmaların başlaması...
Koyu bir Alman hayranı olan Enver Paşa'nın Genel Ordu Müfettişi Liman Von Sanders ile bire bir ilişkide bulunmasının verdiği kolaylık sayesinde kimsenin haberi olmadan imzalanan Türk-Alman ittifakı ve yaşanan bir dizi olaylar neticesinde, ekonomisi ve morali çökük, teknolojisi olmayan yorgun Osmanlı istemeden de olsa 1.Dünya Savaşı'na girmiş oldu.
1. Dünya savaşı sürerken Londra'da Çanakkale seferi fikri doğmaya başlamıştı. Bu fikirde Rus Orduları Baş Komutanı Grandük Nikolas'ın İngiliz Harbiye Nazırı Kitchmer'den Osmanlı kuvvetlerinin bir kısmının Kafkas cephesinden uzaklaştırılmasını sağlayacak bir kara veya deniz gösterisinin yapılmasının mümkün olup olmadığını sorması ile ortaya çıkmıştır.
İngilizlerin asıl hedefleri boğazları ele geçirip Osmanlı Devleti'ni parçalamak suretiyle toprak bütünlüğünü bozarak savaş dışı bırakmak, boğazlar yolu ile Rusya'ya yardım etmek, Alman - Avusturya ordularını arkadan çevirerek doğuya doğru yayılmalarını engellemekti. İngiltere diğer taraftan da Doğu'daki sömürge topraklarını güvence altına almış olacaktı. Bu savaşın şüphesiz en önemli özelliği kazanılması halinde İstanbul'un da ele geçirilmesi ve tüm Müslüman sömürgelerin tamamen sindirilerek rahatsız edilecek engellerin ortadan kalkacak olması idi.
Bu hayallerle itilâf devletleri (İngiltere-Fransa-Rusya) 19 Şubat 1925 tarihinde saldırıya geçip bir ay süre ile devam edecek olan deniz harekâtına başladılar. Ancak Osmanlılar boğazlara mayın, çevresindeki tepelere güçlü bataryalar yerleştirmişlerdi. Bu nedenle amaçlarını gerçekleştiremediler ve 18 Mart 1915'te son kez teşebbüse geçip başarısızlığa uğradıktan sonra üç savaş gemisi kaybederek geri çekildiler.
Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor:
"Saat 13.45'te Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre, "Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti."
Çanakkale'yi denizden geçemeyeceklerini anlayan itilâf devletleri karadan ele geçirmeye karar verecek ve 25.04.1915 tarih, saat 05.00'te Gelibolu'dan çıkartma yaparak 8,5 ay sürecek kara savaşlarını başlatacaklardır. (Yararlanılan kaynak, Kültür ve Turizm Bk.)
Sonuç, Mustafa Kemal'in komutasında geçilemeyen bir Çanakkale, 250 binin üstünde şehit ve tarihlerindeki en büyük yenilgiyi alarak dünya âleme rezil olan itilâf devletleri.
Çanakkale'yi elde edemeyen itilâf devletlerinin elinden Alan Moorehead'ın deyimiyle sadece Çanakkale değil Tüm Türkiye, Doğu, Orta Doğu ve gizli gizli heves ettikleri Avrupa'nın tamamına hâkim olma hayalleri de kayıp gidecekti.
Çanakkale deniz ve kara savaşları sadece bizim değil yüz yılın en önemli savaşlarıdır.
Çanakkale'de bir destan yazılmıştır. ŞEHİTLER DESTANI...
O yıllarda top ve tüfekle istediğini elde edemeyen Batı ne yazık ki bugün türlü oyunlarla amacına ulaşma yolunda hızla ilerlemektedir. Topun tüfeğin, kapitülasyonların yerini, Batı ve ABD'nin emperyalist oyunları, Gümrük Birliği, IMF, PKK, BOP, (Büyük Ortadoğu Projesi), PKK, Dinler arası Diyalog saçmalıkları, İslam dini üzerinde oynanan oyunlar (Ilımlı İslam, Kalvinist İslam, Protestan İslam hezeyanları) ve pek çok hain proje almış bulunmaktadır.
Çanakkale Deniz Savaşları'nın bitiş tarihi olan 18 Mart 1915 tarihi günümüzde 18 MART ŞEHİTLER GÜNÜ ANMA VE ÇANAKKALE DENİZ ZAFERİ olarak anılmaktadır.
Bugün Türkiye ne yazık ki hâlâ şehitler vermeye devam etmektedir.
Mehmet Âkif'in ölümsüz dizelerinde olduğu gibi;
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhidi...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Anlaşılan o ki bu topraklar sonsuza kadar şehit kanlarıyla sulanacaktır. Bedrin Aslanları ile eş değerdeki şehitlerin kanlarıyla...
Selam olsun vatan toprağının altında yatan tüm şehitlere! Selam olsun gazilere! Selam olsun o ölümsüz Mustafa Kemal Atatürk'e ve silah arkadaşlarına!..
Sizleri unutmadık, unutturmayız!..
Çanakkale'yi dün geçemediler, bugün de geçemezler!..
Rahat uyuyun!..
|