|
"Çözüm IMF'yle İlişkileri Kesmek"
IMF, 1946'dan bu yana tuzağına düşürdüğü 48 ülkeden 32'sinin ekonomisini çökertti, kendisine bağımlı hale getirdi. Borç batağına sürüklenen ve fakirleşen ülkelerde, IMF'ye güvenmenin faturası çok ağır oldu. Milyonlarca aç insan sokaklara döküldü, ayaklanmalar, darbeler birbirini izledi.
IMF'ye şu anda 182 ülke üye. Bu ülkeler IMF'nin yönetiminde de söz sahibi. Daha doğrusu öyle sanılıyor. Zira bu söz sahipliği, herkesin koyabildiği paraya bağlı. Örneğin ABD'nin oy hakkı 17.35. ABD'yi Japonya 6.22, Almanya 6.08, Fransa 5.02, İngiltere 5.02 ve Suudi Arabistan 3.27 oy oranı ile izliyor. Türkiye'nin IMF yönetimindeki etkinliği ise sadece 0.46. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin IMF yönetimindeki söz hakkı şekilsel bir aldatmacadan öteye gitmiyor.
'Asya Kaplanı' olarak nitelenen 80'lerde büyük ilerlemeler kaydeden Tayland, 90'lı yılların ortasında tökezledi ve parası yabancı güçlerin saldırıszına uğradı. Tayland IMF'nin ekonomi politikalarını uygulamak zorunda kaldı. Yani, çok ağır bir kemerleri sıkma politikası başlattı. Bunun üzerine siyasi kriz patladı, ekonomi tamamen çöktü.
Asya Kaplanı, evsizler ve işsizler ülkesi oldu.
1997 yılının Aralık ayında IMF yardımlarıyla tanışan Güney Kore, kısa sürede çöktü. Kemerler sıkıldı ama ülkenin en büyük sanayi kuruluşları ve bankaları yabancıların eline geçti. Yabancı sermaye, bu banka ve sanayi kuruluşlarının gelirlerini dışarıya taşımaya başladı. IMF, Güney Kore'nin içine düştüğü bu durumu Global piyasalara entegre olmak diye yutturdu.
Endonezya, Güney Kore kadar da şanslı değildi. Bir hafta içinde 15 bankaya el konuldu ve kapatıldı. Sonuçta, Endonezya ekonomisi çöktü, ülke parçalanma tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Suharto rejimi çöktü.
20 Aralık 2001 tarihinde bir helikopterle başkent Buenos Aires'ten kaçmak zorunda kalan Cumhurbaşkanı Fernando de la Rua'nın, kuşbakışı izlediği manzara korkunçtu. Caddeler ve sokaklar yüzbinlerce işsiz, aç ve biçare insanın katıldığı protesto gösterilerine sahne oluyordu. Halk polisle çatışıyor, gözyaşartıcı bombalar kullanılıyor, havada kurşunlar uçuşuyor, ve cesetler koşanların ayaklarına takılıyordu. Bunlar bir filmden alınan klipler değil, Arjantin'in yaşadığı acı IMF gerçeğiydi... Ülke bitmişti ve tam 132 milyar dolar borcu vardı...
Arjantin hükümetinin tedavüle soktuğu yeni parayı destekleyecek kudreti yoktu; kasalar bomboştu, döviz rezervi namına bir şey yoktu. Bunun üzerine Arjantin hükümeti tarihte ender görülen bir yola başvurarak, Başkanlık Sarayı ve Meclis binası da dahil olmak üzere hükümete ait bütün varlıkları ipotek etti. IMF'nin Arjantin politikaları iflas ederken, geride siyasal, ekonomik ve psikolojik anlamda çökmüş bir toplum bıraktı.
Akşam Gazetesi - 27.09.2002
|